Blog   |   Türkiye

CPJ'in Türkiye raporuna dair sorularınız mı var? İşte cevaplarımız.

Bu Dillerde De Mevcut English

Joel Simon/CPJ Murahhas Üye

(Reuters)

Türkiye'nin basın özgürlüğü krizine dair geçen hafta yayımlanan CPJ raporu yerel medyada geniş yer buldu ve kamuoyunda sağlam bir tartışma başlattı. Türkiye'den gazeteciler ve köşe yazarları genelde olumlu tepkiler verdiler ancak olumsuz tepkiler de geldi. Türkiye'nin Adalet Bakanlığı bu hafta detaylı bir cevap vereceğini ilan etti. Aşağıda günler boyu süren yoğun medya röportajlarında maruz kaldığımız eleştiriler ve yanıtlarımız bulunuyor.

CPJ'in Türkiye'ye dair siyasi bir ajandası var. Doğru değil. CPJ gazetecilerin haklarını savunmak için 31 yıldır dünya çapında faaliyet göstermiştir. Tarafsızız, ideolojisiziz ve bağımsızız. Hiçbir devletten bağış kabul etmiyoruz. Kendimiz de gazeteci olduğumuz için ilgilendiğimiz yegâne konu, Türkiye medyasındaki meslektaşlarımızın yıldırma veya hapis tehdidi olmaksızın özgürce çalışabilmeleri. Geçmişe bakarsak, organizasyonumuz Türkiye'de en son 1990'lı yıllarda, yetkililer uyguladıkları geniş kapsamlı baskılar neticesinde 78 kadar gazeteciyi hapsettiklerinde faaldi. O zaman hapsedilen gazetecilerin pek çoğu dindar bir perspektiften yazıyorlar ve görüşlerinden dolayı zulmediliyorlardı. Onları tutuklu gazeteciler listemize eklediğimizde - o zaman farklı bir hükumeti olan - Türkiye devleti ve medya yapılanmasının çoğunluğu tarafından sert şekilde eleştirilmiştik. Ger adım atmadık ve hapisteki gazetecilerin her birinin serbest bırakılması için mücadele ettik. Bugün de aynı prensiplerle hareket ediyoruz. Hiçbir gazeteci mesleğinden dolayı hapsedilmemeli.

Türkiyeli araştırmacılarınız sizi kandırmışlar. Yanlış. Rapor, tüm organizasyonun katkıda bulunduğu bir projeydi ve Yayın Yönetmenimiz Bill Sweeney ile Avrupa ve Orta Asya Program Koordinatörümüz Nina Ognianova koordinatörlüğünde, deneyimli, uzman bir kadro tarafından yazıldı. Özgür Öğret tarafından yönetilen gayet yetkin Türkiyeli araştırmacı ekibimiz hapisteki gazetecilerin davalarını araştırmaktan sorumluydular ki bu ana raporun bir ekidir. Araştırma titizlikle yürütüldü. Araştırmacılarımız dört ayı aşkın bir süre Adalet bakanlığının yanı sıra yerel ve uluslararası gruplarca düzenlenen gözaltı listelerini gözden geçirdiler, iddianameleri incelediler, belli başlı kanuni belgelere başvurdular, savunma avukatlarıyla görüştüler, davaları izleyen gazetecilerle konuştular ve sanıkların yayımlanmış, birinci ağızdan beyanlarını değerlendirdiler. Öğret, raporu yayıma hazırlama sürecinde Yayın Yönetmenimiz ile birlikte çalışmak üzere New York'a geldi. Verileri araştırma ekibimiz sağladı ancak hapisteki gazetecililerin davalarının her birinin nasıl sınıflandırılacağına CPJ kadrosu karar verdi. Ana raporu derlemek için 2011 ve 2012 yıllarında CPJ kadrosundan üç bilgi toplama heyeti Türkiye'yi ziyaret etti; düzinelerce gazeteci, analist ve avukatla görüşüldü. Rapor kurumsal bir çabanın ürünüdür ve İdari Müdür olarak içeriğine dair her türlü sorumluluğu üzerime alıyorum.

Bir önceki raporunuz Türkiye'de sadece sekiz gazetecinin hapiste olduğunu söylediğinden kimse sizin verilerinize güvenemez. 2011 yılının Aralık ayında CPJ 1985 yılından beri hazırlanıp senede bir yayımlanan hapishane sayımını yayımladı. Bu Türkiye üzerine özel bir rapor değil, dünya üzerindeki tüm ülkeleri kapsayan genel bir araştırmaydı. 22 Aralık 2001 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yazdığımız açık mektup vasıtasıyla Türkiye'de sayımda kesinleştirilenlerin dışında da pek çok gazeteci olduğuna inandığımızı söyledik. Suçlananların gerçekten profesyonel gazeteciler olarak gerçekleştirdikleri faaliyetlerden dolayı mı hapsedildiklerini sistematik şekilde araştıracağımızı taahhüt ettik. Şu anda bu araştırmayı tamamlamış ve Türkiye'de 61 gazetecilinin mesleklerinden dolayı hapiste olduklarını kesinleştirmiş bulunuyoruz. Bunun yanı sıra 15 ayrı davayı daha inceledik ancak onları kesinleşmişler içerisinde sınıflandırmadık çünkü ya gazetecilikten dolayı mı hapsedildiklerine dair yeterli bilgi yoktu ya da siyasi faaliyetlerinden dolayı hapsedilmiş olabilirlerdi. CPJ'in bir sonraki hapishane sayımı Aralık ayında yayımlanacak.

Türkiye'nin İran veya Eritre'den daha baskıcı olduğunu iddia etmek absürt. Evet, absürt ve asla böyle bir şey iddia etmeyiz. Özenli bir araştırmaya dayanarak ilan ettiğimiz objektif gerçek şu ki, Türkiye'de o iki ülkeden daha çok gazeteci hapiste. Türkiye'yi gelişen demokrasisiyle, ekonomik başarı öyküsüyle ve bölgesel bir lider olarak tanıyoruz. Raporumuzun kamuoyunda tartışılıyor olması Türkiye'deki medyanın ne kadar canlı ve renkli olduğuna işaret ediyor. Ancak bu ülkenin tartışma götürmez şekilde dünyanın lider gazeteci zindancısı pozisyonu, kaçınılmaz olarak gazeteci hapseden diğer ülkelerle kıyaslanmasını getiriyor.

Türkiye'nin basın özgürlüğü sorunları hapis gazetecilerden ibaret değil. Katılıyoruz. Hapisteki gazeteciler odak noktasında olsa dahi, raporumuz basın özgürlüğüne yönelik tehditleri geniş olarak inceliyor. Haber toplama faaliyetine dair rutin cezai kovuşturmalara maruz kalan gazetecilerin durumunu, hükumetin medyada otosansür amaçlı baskı uygulamasını ve basına karşı sürekli kullanılan muğlak yazılmış ceza ile terörle mücadele kanunlarında değişikliğe gidilmemesini inceliyoruz.

Raporunuzda kullandığınız dil gereksizce kaba ve aşağılayıcı. Katılmadığımızı saygılarımızla belirtiriz. Raporumuz eleştirel ama adil. Araştırması ile verilerin kontrolü titizlikle yapıldı ve sonuçları ile analizleri detaylı delillere dayandırılıyor. Türkiye medyasının şu anda aşırı ölçüde baskıya maruz kaldığını ve düzinelerce gazetecinin mesleklerinden dolayı hapiste olduklarını dolaysız ama ölçülü bir dille anlatıyoruz.

CPJ yargıç ve jüri değildir. Suçluluğa ve masumiyete Türkiye mahkemeleri karar verir. Katılıyoruz. Bizim rolümüz eldeki delilleri incelemek ve raporumuzda adı geçen gazetecilere yöneltilen çok ciddi suçlamaların gerçeklere dayanıp dayanmadığında dair bilgiye dayanan genel kanaatlere varmak. Türkiye yetkililerinin de benzer bir uygulamaya gideceğini ve mahkûmiyet sağlayacak yeterli delil olmayan davaları sona erdireceklerini ümit ediyoruz. Bu 61 davanın dayanaksız olduğunu düşünmemize rağmen ortaya çıkacak yeni delilleri incelemeye de istekliyiz. Haklı nedenler gösterilirse vardığımız sonuçları değiştirmeye hazırız. Gelecek ay Ankara'da Türkiye'den yetkililerle buluşma talep ettik ve verimli bir görüşme olacağını umuyoruz.

Hakkında daha fazla bilgi
Yayınlandı

Bunu beğendiniz mi? Çalışmalarımızı desteklemek için